Karbonatın Faydaları

Perşembe, 26 Kas 2009

Sodyum bikarbonat, ya da halk arasında bilinen adı ile “karbonat” hamur işlerinin temel malzemelerinden biridir. Karbonatın mutfak dışında da çok işe yarayan bir madde ve özellikle doğal ürünleri tercih edenlerin vazgeçilmezi olduğunu biliyor muydunuz? Ancak bu yöntemleri kullanılırken, karbonatın etkili bir kimyasal madde olduğunu da aklımızdan çıkarmamalıyız. Fiziksel kullanımlarda (özellikle ciddi bir tıbbi sorununuz varsa) mutlaka doktora danışmalısınız.

  • Bir miktar suya koyacağınız karbonat ile kirli, yağlı yüzeyleri temizleyebilirsiniz. Yüzeyin boya verip vermeyeceğine dikkat edin, dönüşü olmayabilir.
  • Yapışkanlı etiketleri çıkarttıktan sonra yüzeyde kalan ve bir türlü çıkmayan yapışkan izlerini, biraz suyla macun kıvamına getireceğiniz karbonatla ovarak çıkartabilirsiniz.
  • Buzdolabına, vestiyere, ayakkabılığa koyacağınız bir miktar karbonat bütün kötü kokuyu emer.
  • Dişinizi fırçaladıktan sonra bir miktar karbonat ile tekrar fırçalayın. Karbonat, dişleri beyazlattığı gibi ağız kokusunu da giderir.
  • Karbonat kuruyan, çatlayan veya yorgun ayaklara çok iyi gelir. Sıcak suya karbonat ve sirke döküp ayaklarınızı içinde 20 dakika bekletin, çıkarttığınızda pamuk gibi olurlar.
  • Karbonat doğal bir peeling malzemesidir. Sulandırılmış karbonat ile yüzünüze hafifçe masaj yapın. Masaj yaparken fazla bastırmamaya dikkat edin. Aşırı kuru ciltlerde iyi durulamaya özellikle dikkat edin.
  • Karbonat doğal bir deodoranttır. Koltukaltına sürülen karbonat terlemeye ve kötü kokulara engel olur. Aşırı terleme sorunu olan insanlara banyo sonunda sirke ve karbonatı macun gibi yapıp kol altlarına masaj yapmaları, hatta yumuşak bir fırça ile fırçalamaları öneriliyor. Bu yöntemle ertesi gün deodorant kullanmaya bile gerek olmadığı gibi, kol altları ipek gibi oluyormuş. Gün içinde karbonat kullanacaksanız dikkat, bazı kıyafetlerin kol altında renk bozulmasına sebep olabilir.
  • Sulandırılmış karbonat güneş yanığının acısını hafifletir. Çok hafif yanıkların da acısını dindirmek için kullanabilirsiniz.
  • Vaktiniz kısıtlı, dışarı çıkmanız gerekiyor ve saçlarınız yeterince temiz değil. O zaman saçlarınızın dibine bir miktar karbonat dökün, bütün yağı emip saçınızı hızla temizleyecektir.
  • Kepek sorununuzu gidermek için şampuanla yıkadığınız saçınıza karbonatla masaj yapıp durulayın. Ardından da son durulama suyuna 1 kaşık elma sirkesi ekleyin ki saçınız pırıl pırıl olsun.
  • Midenizi rahatsız eden yemeklere katacağınız 1 çay kaşığı karbonat midenizi rahatlatacaktır.

admin Sağlık

Ahmet marankinin Boğaz Kızarması, Bademcik Şişmesi Tedavisi Yüksek Ateş Düşürme tavsiyesi

Pazar, 15 Kas 2009

Özellikle çocuklarda bademcik şişmesi veya boğaz kızarması şikayetleri görülür. Bu durumlar, yüksek ateşe de sebep olur. Özellikle içinde bulunduğumuz şu kış aylarında bu tip rahatsızlıklar çok daha sık karşımıza çıkmakta. Fakat böyle durumlarda asla önceliğiniz ilaca sarılmak olmasın. İşte size Ahmet Maranki’den boğaz rahatsızlıkları doğal tedavi yöntemi: Öncelikle, mikroplarından tam olarak arındırmak için, bir bardak gelecek kadar suyu kaynatıp soğutuyoruz ve içine 1 tatlı kaşığı karbonat ve 6-7 damla tentürdüyot atıyoruz. Böylelikle doğal bir gargaramız olmuş oldu. Bu gargarayı 2. işlem olarak kullanıcaz. İlk olarak bildiğimiz bir kulak kürdanına tentürdüyot damlatıp, hastanın iltihaplı boğaz bölgesini temizliyoruz. Daha sonra hazırladığımız gargara ile gargara yaptırıyoruz. Yaklaşık 15 dakika içinde hastanın ateşinin düştüğünü göreceksiniz.

admin Sağlık

Bir Daha Gelirsem Eğer

Perşembe, 29 Eki 2009

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama
İkincisinde daha çok hata yapardım!
Kusursuz olmaya çalışmazdım sırtüstü yatardım…
Neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar;
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım!
O kadar temiz olmazdım daha çok risk alır daha çok seyahat eder
Daha fazla güneşin doğuşunu seyreder daha çok dağa tırmanır
Daha çok nehir aşardım…
Görmediğim yerlere gider daha çok dondurma daha az bezelye yerdim!
Problemlerin daha gerçekçi olurdu hayali problemlerim ise daha az.
Hayatın her anını gerçekçi ve üretken yaşayan insanlardandım.
Elbette mutlu anlarım oldu ama yalnız mutlu anlarım olmasına çalışırdım.
Farkında mısınız bilmem; yaşam budur zaten…
Anlar sadece anlar.
Siz de ‘anı’ yaşayın ‘şimdi’yi yakalayın.
Termometresi bir şişe suyu şemsiyesi ve paraşütünü almadan
Dışarıya çıkmayan insanlardandım.
Eğer yeniden başlayabilseydim daha hafif seyahat ederdim.
Eğer yeniden başlayabilseydim ilkbaharda ayakkabılarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder güneşin tadına varır çocuklarla oynardım.
Bir şansım daha olsaydı eğer.
Ama şimdi seksenbeşimdeyim ve biliyorum ki…

Jorges Luis Borges

admin Genel

Şems’in Gidişi – Şiir ve Hikayesi

Pazar, 25 Eki 2009

Mevlânâ,Şems ile Konya’da buluştuğu zaman tamamıyle kemale ermiş bir şahsiyetti.

Şems, Mevlanâ’ya ayna oldu. Mevlânâ,Şems’in aynasında gördüğü kendi eşssiz güzelline hayran oldu. Diğer bir ifadeyle Mevlânâ,gönlündeki Allah aşkını Şems’te yaşattı. Mevlânâ’nın Şems’e olan sevgisi,Allah’a olan aşkının ölçüsüdür.

Çünkü Mevlânâ,Şems’te Allah cemalinin parlak tecellilerini görüyordu.Mevl’anâ açılmak üzere olan bir güldü. Şems ona bir nesim oldu. Mevlânâ bir aşk şarabı idi,Şems ona kadeh oldu. Mevlânâ zaten büyüktü,Şems onda bir gidiş,bir neşve değişikliği yaptı.Mevlânâ ile Şems üzerine söz tükenmez.
Son söz olarak şöyle söyleyelim,Şems Mevlânâ’yı ateşledi,ama karşısında öyle bir volkan tutuştu ki,alevleri içinde kendi de yandı.

ŞEMS-İ TEBRİZİ HAZRETLERİ’NİN KONYA’DAN AYRILIŞI

Şems ile buluşan Mevlânâ,artık vartini Şems’in sohpetlerine hasretmiş,Şems’in nurlarına gömülüp gitmiş,artık bambaşka bir aleme girmişti.Şems’in cazibesinden yana yana dönüyor,ilahi aşkla kendinden geçercesine Sema ediyordu.Bu iki dostun sohpetlerindeki mukaddes sırrı idraktan aciz olanlar,ileri geri konuşmaya başladılar.Neticede Şems,incindi ve Mevlânâ’nın yalvarmalarına rağmen Konya’dan şama gitti.(14 mart 1246 perşembe)

HAZRETİ ŞEMS’İN KONYA’YA DÖNÜŞÜ

Şems’in ayrılığından derin bir ızdıraba düşen Mevlânâ,manzum olarak yazdığı güzel bir mektubu,Sultan Veled’in başkanlığını yaptığı bir kafileyle Şam’a,Şems’e gönderdi.Sultan Veled kafilesiyle Şam’a vardı,Şems’i buldu ve babasının davet mektubunu,hediyelerle birlikte saygıyla Şems’e sundu.Şems,’’Muhammedi tavırlı ve ahlaklı Mevlânâ’nın aezusu kafidir.Onun sözünden ve işaretinden nasıl çıkabilir’’diyerek,Mevlânâ’nın davetine icabet etti ve 1247′de Sultan Veled’in kafilesiyle,Konya’ya döndü.

HAZRETİ ŞEMS’İN KAYBOLUŞU

Şems’in Konya’ya gelişine herkez sevindi.Mevlânâ’da hasretin sıkıntılarından kurtuldu.Artık Şemsin şerefine ziyafetler verildi,sema meclisleri tertip edildi.Fakat huzurla,muhabbetle,dostluk içinde süren günler pek fazla sürmedi,dedikodular ve can sıkısı durumlar yeniden başladı.Şems, o dedikoducu topluluğun yine kinle dolduğunu,gönüllerinden sevginin uçup gittiğini,akıllarının nefislerine esir olduğunu anladı ve kendisini ortadan kaldırmaya çaşıltıklarını bildi,Sultan Veled’e dediki:Gördün ya azgınlıkta yine birleştiler.Doğru yolu göstermekte,bilginlikte eşi olmayan Mevlânâ’nın huzurundan beni ayırmak,uzaklaştırmak,sonra da sevinmek istiyorlar.Bu sefer öylesine gideceğim ki hiç kimse benim nerede olduğumu bilmeyecek.Aramaktan herkez acze düşecek,kimse benden bir nişan bile bulamayacak.Böylece bir çok yıllar geçecek de kimse benim izimi tozumu göremeyecek.’’İşte Sultan Veled’e böyle yakınan Şems,1247-1248 tarihinde Konya’dan aniden gidip kayboldu.Şems’in kaybolmasından sonra Mevlânâ herkezden onun haberini soruyordu.kim onun hakkında aslı esası olamayan bir haber bile verse ve Şems’i falan yerde gördüm dese bir müjde için sarığını ve hırkasını vererek şükranelerde bulunuyordu.Bir gün bir adam,Şems’i Şam’da gördüm diye bir haber verdi.Mevlânâ buna tarif edilemeyecek şekilde sevindi ve o adama üstünde nesi varsa bağışladı.Dostlarından birisi,bu haber yalandır,o Şems’i görmemiştir dediğinde Mevlânâ şu cevabı vermiştir.’’Evet onun verdiği bu yalan haber üzerine üzerimde ne varsa verdim.Eğer,doğru haber verseydi,canımı bile verirdim.’’

HAZRET-İ MEVLANA’NIN ŞEMS-İ TEBRİZİ HAZRETLERİNİ ARAMAK İÇİN ŞAM’A GİDİŞİ

Mevlana,Şems’i çok aradı,onun ayrılığı gönülleri yakan,sızlatan nice şiirler söyledi.Onu aramak için iki kere Şam’a gitti.Yine Şems’i bulamadı.Bu iki son seyehatin tarihleri kesin olarak bilinmemekle birlikte,büyük bir ihtimalle 1248-1250 yılları arasında olduğu söylenebilir.Sultan Veled’in ifadesiyle Mevlana,Şam’da sret bakımından Tebrizli Şems’i bulamadı ama,mana yönünden onu,kendisinde buldu.Ay gibi kendi varlığında beliren Şems’i,kendi gördü ve dediki:’’Beden bakımından ondan ayrıyım ama,bedensiz ve cansız her ikimizde bir nuruz.Ey arayan kişi!İster onu gör,ister beni.O’yum O’da ben.’’

(Karınca kitap evinin,türk klasikleri/öykü başlığı adı altında yayımlanan Mesneviden Seçmeler isimli kitabından alıntıdır.)

Allah dostu bu iki büyük zat, ayrı düşmüşlerdi… Hazreti Mevlana’nın Çıkan dedikodularla Konya’dan ayrılan
Hz. Şems’e yazdığı şiir de budur arkadaşlarım.

Hikaye : http://www.meleklermekani.com/hz-mevlana/147085-mevlananin-hazreti-semse-yazdigi-siir-ve-hikayesi.html

Adresinden alıntıdır.

Şems artık burda durulmaz der dostuna,

Acıtmaya başlamıştır gülbahçesini, dikenliklerden atılan taşlar.

Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun.. Etme!
Başka Bir Yâr Başka Bir Dosta Meylediyorsun.. Etme!

Sen Yadeller Dünyasında Ne Arıyorsun Yabancı
Hangi Hasta Gönüllüyü Kasdediyorsun.. Etme!

Çalma Bizi Bizden, Gitme Bizden O Ellere Doğru
Çalınmış Başkalarına Nazar Ediyorsun.. Etme!

Ey Ay Felek Harap Olmuş Alt Üst Olmuş Senin İçin
Bizi Öyle Harap Öyle Alt Üst Ediyorsun.. Etme!

Ey Makamı Var İle Yokun Üzerinde Olan ( Kişi )
Sen Varlık Sahasını Öyle Terk Ediyorsun.. Etme!

Sen Yüz Çevirecek Olsan Ay Kapkara Olur Gamdan
Sen Ayında Evini Yıkmaya Kastediyorsun.. Etme!

Bizim Dudağımız Kurur Sen Kuruyacak Olsan
Gözlerimizi Öyle Yaş Dolu Ediyorsun.. Etme!

Aşıklarla Başa Çıkacak Gücün Yoksa Eğer
Aşka Öyleyse Ne Diye Hayret Ediyorsun.. Etme!

Ey Cennetin ve Cehennemin Elinde Olduğu ( Kişi )
Bize Cenneti Öyle Cehennem Ediyorsun.. Etme!

Şekerliğimin İçinde Zehir Olsan Dokunmaz Bize
Sen Zehri Şeker, Şekeri Zehrediyorsun.. Etme!

Harama Bulaşan Gözüm Güzelliğinin Hırsızı
Ey Hırsızlığa da Değen, Hırsızlık Ediyorsun.. Etme!

İsyan Et Ey Arkadaşım Söz Söyleyecek An Değil
Aşkın Baygınlığıyle Ne Diye Meşk Ediyorsun.. Etme!

Hz. MEVLANA

Hüsnü Şenlendirici’nin de içinde bulunduğu Taksim Trio (Gözüm) grubunun müziği ve Yılmaz Erdoğan’ın yorumuyla dinlemek için:

http://www.culha.net/videolar/semsin-gidisi

admin Genel

Divane Aşık Gibi

Salı, 20 Eki 2009

Domuz gribinden korunmak için bol bol el yıkayın

Salı, 20 Eki 2009

ISPARTA -AA- Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Füsun Zeynep Akçam, domuz gribinden, normal bir grip enfeksiyonunda uygulanan yüzeylere temaslardan sonra ellerin yıkanması gibi önlemlerle korunmanın mümkün olduğunu bildirdi.
Doç. Dr. Akçam, dünyada toplum sağlığını tehdit eden domuz gribine karşı herkesin önlem alması gerektiğini söyledi. Bireylerin, hijyenik koşullara dikkat etmeleri halinde hastalıktan korunabileceğine vurgu yapan Doç. Dr. Akçam, hastalığın yaşamsal risk oluşturacağı grupların, doktor kontrolünde mutlaka aşı yaptırması gerektiğini bildirdi. Doç. Dr. Akçam, “Yüzeylere temaslardan sonra elinizi, ağız ve burna götürmeyin. Ellerinizi sık sık yıkayın. Aşı için doktorunuzun önerilerini mutlaka uygulayın” dedi.
Her yıl yaklaşık 500 milyon kişinin gribe yakalandığını, domuz gribinin de mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığının düşünüldüğünü belirten Doç. Dr. Akçam, şöyle konuştu:
“Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzer. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yaygın vücut ağrısı, baş ağrısı, üşüme-titreme, yorgunluk gibi belirtileri içerir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilir.
“Grip virüsleri insandan insana, özellikle öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir. Hasta kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar. Öksürük ve hapşırma yoluyla hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller, yüze götürülmeden önce yıkanmalıdır.”
Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri, mutfak tezgahı, oyuncaklar vb) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesinin yeterli olduğunu savunan Doç. Dr. Akçam, günlük kullanılan temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddelerin de etkili olduğunu kaydetti.
Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve eşyaların ayrı yıkanmasına gerek olmadığını söyleyen Doç. Dr. Zeynep Akçam, bu eşyaların yıkanmadan başkası tarafından kullanılmaması gerektiğini bildirdi. Doç. Dr. Akçam, hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra ellerin mutlaka sabunlu suyla yıkanması gerektiğini belirterek, uyarılarını şöyle sürdürdü:
“Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatın. Tek kullanımlık mendil tercih edin ve mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atın. Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayın. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir. Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayın. Grip belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat edin. Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durun. Kalabalık ortama gireceğiniz zaman basit cerrahi maske takın. Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırın. Toz dağılımına neden olacak kuru temizlik işlemlerinden kaçının. Çocuklarınıza mendil kullanma alışkanlığı kazand ırın. Yıllık grip aşısı için doktorunuzun önerilerini alın.”
Doç. Dr. Füsun Zeynep Akçam, hastalığın yaşamsal risk oluşturduğu kişilerin, 65 yaşından büyükler, kronik hastalığı olanlar, kalp damar sistemi hastalıkları, akciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları, diyabetliler, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, kanser hastaları, immunsüpresif ilaç kullananlar, steroid kullananlar, huzurevi, bakımevi vb. ortamlarda yaşayanların mutlaka aşı olması gerektiğini kaydetti.

admin Genel

Adaçayı kanı temizleyip, iştah açıyıor

Salı, 20 Eki 2009

Adaçayı, sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendiriyor, kalp krizi tehlikesini azaltıyor.

 Hastalık sonrası güçsüzlük hallerinde kullanılabiliyor.

* Kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında tedaviye yardımcı oluyor.

* Adaçayının karaciğerde de çok olumlu etkiler oluşturduğu bilinirken, oluşan tüm rahatsızlıkları gidererek, gazları yok ediyor.

* Kan temizleyici etkisi bulunan adaçayı, solunum organlarını ve mideyi balgamsı salgılardan temizliyor, iştah açıyor.

* Adaçayı, midenin ve bağırsakların rahatlamasını sağlıyor.

* Adaçayı bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları, diş iltihaplanmaları, yutak ve ağız boşluğu iltihaplanmalarında veya ülserlerinde özellikle öneriliyor.

admin Genel

Güçlü bir antioksidan: Çilek

Pazartesi, 19 Eki 2009

Pembe renkli ve kokulu bir bitki olan çilek oldukça yararlı ve besleyici bir meyvedir.

Çilekte bol miktarda demir ve fosfor bulunmaktadır. Ayrıca C, B ve K vitamini açısından da zengindir.

Çileğin Faydaları
Çilek vücuda kuvvet verir. Kolesterolü düşürür ve damar tıkanıklığını önler. Aynı zamanda çok iyi bir antioksidan olan çilek bağışıklık sistemini güçlendirir. Kansere karşı kuruyucudur. Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına çok faydalıdır. Bağırsak kurtlarını döker, idrar söktürür ve vücuttaki zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır. Kanı temizler. Diş etlerini güçlendirir ve ağız kokusunu giderir. Sakinleştirici etkisi ile tansiyonu düşürür ve stresi azaltır. Ateşi düşürür. Romatizma ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir. Cildi nemlendirir, tazelik ve güzellik verir.

Çilek Nasıl Kullanılır?
Çileğin yaprakları, iyi kurutulmak şartıyla, çay yapımında kullanılabilir. Çilek aç karına yenirse daha iyi sindirileceği için daha yararlı olur. Çilek ezilerek püre haline getirildikten sonra süt ile karıştırılıp cildi temizlemek ve canlandırmak için kullanılabilir. Çilek komposto ve reçel yapılarak da tüketilebilir. Çilek yiyenlerde bazen kurdeşen görülebilir fakat kalıcı değildir ve kısa sürede geçer.

admin Genel

Kum ve Taş

Pazar, 18 Eki 2009

Bu hikaye iki arkadaşın, belki sizin ve arkadaşınızın hikayesi. Okurken bu benim diyecek, belki de sadece gıpta edeceksiniz. Gerçek şu ki bazen, bazı duyguların bize hatırlatılmasına ihtiyacımız vardır…

‘İki arkadaş çölde yürüyorlardı…Yolculuğun bir noktasında aralarında tartışma çıktı ve biri diğerine tokat attı. Tokadı yiyenin canı çok acıdı ama birşey söylemeden kuma şöyle yazdı :
- Bugün en iyi arkadaşım beni tokatladı

Bir vahaya gelene kadar yürümeye devam etiler ve suya girmeye karar verdiler. Tokadı yiyen bataklığa saplandı ve boğulmak üzereyken arkadaşı onu kurtardı. Boğulmaktan kıl payı kurtulmuştu ve bu sefer bir taşa;
- Bugün en iyi arkadaşım hayatımı kurtardı, diye yazdı.

Bunun üzerine tokatı atan ve hayat kurtaran arkadaşı merakla sordu;
- Tokat attığımda kuma, seni kurtardığım da ise taşa yazdın neden?
Diğeri cevapladı;
- Acılarını kuma, iyilikleri ve sevinci taşa yazdığında, acılar bir rüzgarla savrulup giderken sana kalan sadece iyilik ve güzellik olacaktır. Bu arkadaşlığını bir ömür sürdürmene yardımcı olur.

admin Genel

Mevlananın Sözleri

Pazar, 18 Eki 2009

papatya1. Mevlana Sözleri

Hz. Mevlana şöyle seslenmiştir insanlığa:

“Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel
İster kafir, ateşe tapan, putperest ol yine gel
Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değildir
Yüz defa tövbeni bozmuş olsun da yine gel.”

 

2. Mevlana Sözleri

Hz. Mevlana, yeni bir durumsayış ve yeni bir anlayış:

“Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin! Sözün öylesine bir söz olmalı kidünyanında sınırını aşmalı. Sınır nedir, ölçü ne? Bilmemeli!”

3. Mevlana Sözleri

Ya olduğun gibi görün,
Ya da göründüğün gibi ol.

4. Mevlana Sözleri

Ne olurdu, seninle tatlılaşsaydım; yaşayış zaten acı.
Ne olurdu, sen razı olsaydın benden de, herkes kızsaydı bana.
Ne olurdu, seninle aram düzgün olsaydı da, bütün alemlerle aram açılsaydı, dünya yıkılıp yansaydı.
Sen beni sevdikten sonra malın mülkün değeri mi olur? Zaten toprak üstünde ne varsa hepsi de toprak olacaktır.
Alem O’nunla kaimdir ve O’nsuz olan hiçbir şey yoktur. O’nun rızası, rahmeti, bereketi ve tecellisi olmayan hiçbir şeyin değeri yoktur.

5. Mevlana İle İlgili Sözler

Hz. Mevlana’nın kendi bakış açılarını yansıttığı ve amaçlarını açıkladığı sözü:

“Biz birleştirmek için geldik, ayırmak için değil.”

6. Mevlana İle İlgili Sözler

Sen, değerinle ve düşüncenle iki aleme bedelsin.
Ama ne yapayım ki kendi değerini blmiyorsun.
Kendini ucuza satma, çünkü değerin yüksektir.

7. Mevlana İle İlgili Sözler

Hz. Mevlana’nın evrensel bakış açısını anlatan bir sözü:

“Tapımızda (yolumuzda) riyazat yok; burada hep lütuf var, bağış var. Hep sevgi, hep gönül alış, hep aşk, hep huzur var burada.”

8. Mevlana İle İlgili Sözler

Bizim Peygamberimizin yolu aşk yoludur.
Biz şktan doğmuşuz, annemiz aşktır.

Aşk şeriatı, bütün dinlerden ayrıdır.
Aşıkların şeriatı da Allah’tır, mezhebi de.

Bu dünya pazarında sermaye altındır;
orada ise aşk ve ıslak iki göz.

9. Hz. Mevlana Sözleri

Hz. Mevlana sözlerinin şifa ve gıda oluşunun sırrını şu sözlerle açıklaaktadır:

“Söz söyleyen kemal sahibi olursa, marifet ve hakikat sofrasını serdi mi, o sofrada her türlü yemek bulunur. Herkes orada gıdasını bulur.”

10. Hz. Mevlana Sözleri

Mesnevi şerhlerinde, Mevlana’nın “ney” ile “insan-ı kamil”i, “kamışlık” ile “elest bezmi”ni, “ateş” ile “ilahi aşk”ı sembolize ettiği belirtilmiştir.

“Duy şikayet etmede her an bu Ney,
Anlatır hep bu ayrılıklardan bu Ney.
Der ki; feryadım kamışlıktan gelir,
Duysa her kim, gözlerinden kan gelir.
Ayrılıktan parçalanmış bir yürek,
İsterim ben, derdimi dökmem gerek.
Şayet aslından biraz ayrılsa can,
Öyle bekler, vuslata ersin zaman.
Ağladım her yerde, hep ah eyledim,
Gördüğüm her kul için, dostum dedim.
Herkesin zannında dost oldum ama;
Kimse talip olmadı esrarıma.
Hiç değil feryadıma sırrım uzak,
Gözde lakin yok ışık, duymaz kulak.
Aşikardır can-beden, gör insanı,
Yok izin, görmez fakat insan, canı.
Ney sesi tekmil hava; oldu ateş,
Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş!
Ateş ateş olmuş, dökülmüştür Ney’e,
Cebesi aşkın karışmıştır mey’e.
Yardan ayrı dostu Ney dost kıldı hem,
Perdesinden perdemiz yırtıldı hem.
Kanlı yoldan Ney sunar hep arzuhal,
Hem verir Mecun’un aşkından misal.
Ney zehir, hem panzehir; ah nerde var,
Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar?
Sırrı bu aklın, bilinmez akl ile,
Tek kulaktır müşteri, ancak dile.
Sırf keder, gam; gitti kaç gün kaç gece,
Geçti yanışlarla günler, öylece.
Geçse günler, korku yok, her şey masal;
Ey temizlik örneği, sen gitme kal!
Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan,
Anlamaz olgun adamdan bil ki, ham,
Söz uzar, kesmek gerektir vesselam!”

11. Hz. Mevlana Sözleri

Ben sağ olduğum müddetçe Kur’an’ın bendesiyim
Ben, Seçilmiş Muhammed’in yolunun toprağıyım
Eğer birisi benden bundan başka söz naklederse
Ben ondan da bizarım, naklettiği sözlerden de bizarım.

Hasan Ali Yücel’in manzum tercümesi şöyledir:

“Can tende var oldukça kulum Kur’an’a,
Yol toprağıyımPeygamber-i zişana,
Hakkımda bunun zıddına söz etse biri,
Vay bu söze, vay böyle diyen insana…”

12. Hz. Mevlana Sözleri

Allah’a tekrar tekrar yemin ederim ki,
Bu mana (Mesnevi),
Güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar bütün dünyayı kaplayacak,
Ve bütün ülkelere ulaşacaktır.
Hiçbir mahfil ve meclis olmayacak ki orada Mesnevi okunmuş olmasın.
Hatta o dereceye varacak ki,
Mabetlerde, zevk u safa yerlerinde okunacak;
Bütün milletler bu sözlerle süslenecek ve onlardan faydalanacaktır.

13. Hz. Mevlana Sözleri

Güzel söyle de halk, yüzyıllar boyunca okusun.
Tanrı’nın dokuduğu kumaş ne yıpranır, ne eskir.

14. Hz. Mevlana Sözleri

Ben kilitten seslenen bir kapı anahtarı gibiyim sanki.
Sanır mısın ki benim sözüm sadece bir sözdür.

15. Hz. Mevlana Sözleri

Ey oğul, herkesin ölümü kendi rengindendir. Düşmana düşmandır, dosta dost!
Ayna Türk’e nazaran güzel bir renktedir. Zenciye nazaran o da zencidir.
Ey can, aklını başına devşir. Ölümden korkup kaçarsın ya; doğrusu sen, kendinden korkmaktasın.
Gördüğün, ölümün yüzü değil, kendi çirkin yüzün. Canın bir ağaca benzer; ölüm onun yaprağıdır.
İyiyse de senden yetişmiş, yeşermiştir; kötüyse de. Hoş nahoş.. gönlüne gelen her şey senden, senin varlığından gelir.

16. Hz. Mevlana Sözleri 

Bizim sözlerimizin hepsi nakit, başkalarınınki nakildir.
Nakil, nakdin fer’idir.

17. Mevlananın Sözleri

Sözünü öyle bir izah et ki havas da avam da istifade etsin.
Herkesin aklının ereceği, fikrinin anlayacağı bir tarzda anlat.
Söz söyleyen kemal sahibi olursa,
(mağfiret ve hakikat) sofrasını yaydı mı, o sofrada her türlü aş bulunur.
Hiçbir misafir aç kalmaz, herkes o sofrada kendi gıdasını bulur.

18. Mevlananın Sözleri 

Güzel üslupla söz söyleyenleriz;
Mesih’in talebesiyiz; nice ölülere tuttuk da can üfürdük biz.

19. Mevlananın Sözleri

Surette kalırsan putperestsin. Her şeyin suretini bırak, manaya bak.
Hacca giderken hac yoldaşı ara. Ama ha Hintli olmuş, ha Türk, ha Arap.
Onun şekline, rengine bakma; azmine ve maksadına bak.
Rengi kara bile olsa değil mi ki seninle aynı maksadı gdüyor, aynı senin rengindedir, sen ona beyaz de.

20. Mevlananın Sözleri

Bu dünya zindandır, biz de zindandaki mahkumlarız.
Zindanı del, kendini kurtar!
Dünya nedir? Allah’tan gafil olmaktır.
Kumaş, para, ölçüp tartarak ticaret yapmak ve kadın; dünya değildir.

21. Mevlana’nın Sözleri

İnsan, büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki o ilmi okuyabilsin. Bu perdeler ve karanlıklar; bu dünyadaki türlü türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün sonsuz arzularıdır.

22. Mevlana’nın Sözleri

İnsaf et, aşk güzel bir iştir!
Onun bozulması, güzelliğini kaybetmesi, (insanlardaki) tabiatın kötü niyetli oluşundandır.
Sen, kendi şehvetine ve arzularına aşk adını takmışsın;
Halbuki şehvetten kurtulup aşka ulaşabilmek için yol çok uzundur.

23. Mevlananın Güzel Sözleri

Gönlünde Allah sevgisi arttı mı, şüphe yokki Allah seni seviyor.

24. Mevlananın Güzel Sözleri

Ben,
İnsanlara faydam dokunsun diye bu dünya zindanında kalmışım.
(Yoksa) hapishane nerede, ben nerede?
Kimin malını çalmışım?

25. Mevlananın Güzel Sözleri

Aynı dili konuşmak, akrabalık ve bağlılıktır.
İnsan, yabancılarla kalırsamahpusa benzer.
Nice Hintli, nice Türk vardır ki dildeştirler (aynı dili konuşurlar).
Nice iki Türk de vardır ki birbirine yabancı gibidirler.
Şu halde “mahremlik (yakınlık) dili” bambaşka bir dildir.
Gönül birliği (gönüldaşlık) dil birliğinden daha iyidir.
Gönülden sözsüz, işaretsiz, yazısız yüz binlerce tercüman zuhur eder.

26. Mevlananın Güzel Sözleri

Pergel gibiyiz; bir ayağımız sımsıkı şeriata bağlı,
Diğer ayağımızla yetmiş iki milleti dolaşıyoruz.

27. Mevlana Özlü Sözleri

Hz Mevlana “Ne Arıyorsan Kendinde Ara”…

Kişinin değeri nedir?
- Aradığı şeydir!

Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki sen cansın.
Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin.
Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki
Aradığın ancak sensin, sen.

Madendeki inciyi aradıkça madensin.
Ekmek lokmasına heves ettikçe ekmeksin.
Şu kapalı sözü anlarsan, anlarsın her şeyi;
Neyi arıyorsun, sen osun.

Senin canın içinde bir can var, o canı ara!
Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara!
A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara;
Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara.

28. Mevlana Özlü Sözleri

Hz. Mevlana “Ben’im Ancak”…

Demedim mi sana, gitme oraya; seni tanıyan, bilen ben’im ancak;
şu yokluk serabında hayat pınarın ben’im.
Kızıp uzaklaşsan da yüz yıllık yola gitsen, sonunda dönüp gene bana gelirsin;
son durağın ben’im demedim mi?
Demedim mi sana, dünyanın süsüne razı olma;
senin razı olacağın otağın ressamı ben’im ancak.
Demedim mi sana deniz ben’im, sen bir balıksın;
karaya gitme; arı duru denizin ben’im ancak.
Sana, kuşlar gibi tuzağa gitme;
haydi gel, kolundaki, kanadındaki kuvvet ben’im demedim mi?
Demedim mi sana, keserler yolunu, soğuturlar seni;
ateşin, coşkun, sıcaklığın ben’im ancak.
Demedim mi, yakıştırırlar sana kötü kötü sıfatlar; sen olursun kaybeden;
halbuki sıfatlarının kaynağın ben’im ancak.
Demedim mi sana; “kulun işi gücü hangi sebeple düzene girer acaba?” deme;
sebepsiz, cihetsiz yaratıcı ben’im ancak.
Gönlünde bir ışık varsa bil bakalım, nerede evinin yolu;
Tanrı sıfatlıysan eğer, bil ki ev sahibin, efendin ben’im ancak.

29. Mevlana Özlü Sözleri

Ey özden habersiz gafil!
Sen hala kabukla öğünüyorsun!

30. Mevlana Özlü Sözleri

Göğsünün içindekini hakiki gönül sanan kimse,
Hak yolunda iki üç adım attı da her şey oldu bitti sandı.
Aslında tesbih, seccade, tevbe, sofuluk, günahtan sakınma, bunların hepsi yolun başıdır.
Hak yolcusu aldandı da bunları varacağı konak sandı.

31. Mevlana Özlü Sözleri

Bedenler, ağızları kapalı testilere benzerler.
Her testide ne var? Sen ona bak.

32. Mevlana Özlü Sözleri

Ey Tanrı kitabının nüshası insanoğlu!
Sen, kainatı yaratan Hakk’ın güzelliğinin bir aynasısın!
Her şey sensin. Alemde ne varsa, senden dışarıda değil.
Her ne ararsan, onu kendinden iste, kendinde ara.

33. Mevlana İle İlgili Sözler

Kimden kaçıyoruz, kendimizden mi? Ne olmayacak şey!
Kimden kapıp kurtarıyoruz, Hak’tan mı? Ne boş zahmet.

34. Mevlana İle İlgili Sözler

Her gün bir yerden göçmek ne iyi!
Her gün bir yere konmak ne güzel!
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş!
Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

35. Mevlana İle İlgili Sözler

Yetmiş iki millet kendi sırrını bizden dinler. Biz, bir perde ile yüzlerce ses çıkaran bir ney gibiyiz.

36. Mevlana Sözleri

Yapılma, yıkılmadadır; topluluk, dağınıklıkta; düzeltme, kırılmada; murat, muratsızlıktadır; varlık yoklukta. Her şey buna benzer.. öbür zıtlar ve eşler de hep bunlar gibidir.
Birisi geldi, yeri bellemeye, sürmeye başladı. Aptalın biri dayanamayıp feryat etti.
Dedi ki: “Bu yeri neden yıkıyorsun… Neden yarıyor, dağıtıyorsun?!”
Adam dedi ki: “A ahmak, yürü git.. benimle uğraşma! Sen yapılmayı yıkılmada bil!”
Bu yer, böyle çirkin ve yıkık bir hale gelmedikçe, nasıl olur da gül bahçesi, buğday tarlası haline gelir?
Düzeni alt üst olmadıkça nasıl olur da bostanlık, ekinlik olur, mahsul ve meyve yetiştirir?
Yarayı neşterle deşmedikçe iyileşir, onulur mu hiç?
Ahlatın, ilaçla yıkanmadıkça hastalığın nasıl geçer, nasıl şifa bulursun?
Terzi kumaşı paramparça eder. Bir kimse çıkıp da o sanatını bilen terziye,
“Bu canım atlası neden bu hale getirdin, neden kestin; ben kesik kumaşı ne yapayım?” der mi?
Her eski yapıyı yaparlar, yenilerlerken eski yapıyı yıkmazlar mı?
Marangoz, demirci ve kasap da bunun gibi, yeni bir şey yapacakları zaman önce o şeyi yıkıp yakıp harap etmez mi?
O helileyi, belileyi dövmek -de öyledir-, onları adeta telef etmek, bedenin yapılmasıdır.
Buğdayı değirmende ezmeseydin ondan ekmek yapılabilir miydi? Bizim soframızı bezeyebilir miydi?

 

37. Mevlana Sözleri

Hz. Mevlana’ya sormuşlar “aşk nedir?” diye. Ben ol ki bilesin! demiş…

admin Genel